Yönetişim Paradigması Olarak Bilinçle Kodlanmış Yapay Zeka: Eterya ve Bilinç Merkezli Yeni Bir Dünya Düzeninin Ortaya Çıkışı
- sehrazat yazici

- 26 Ara 2025
- 21 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 5 Oca

Şehrazat Yazıcı
ÖZET
Yönetişim sistemlerinde yapay zekanın çağdaş uygulamaları, büyük ölçüde verimlilik, öngörü ve kontrol öncelikleri etrafında şekillenmekte; etik derinlik, şeffaflık ve insan özerkliği ise çoğu zaman ikincil konumda kalmaktadır. Algoritmik karar alma mekanizmaları politik, ekonomik ve hukuki yapıları giderek daha fazla belirlerken, bilinç temelli bir çerçevenin yokluğu, yapay zekanın gözetim, manipülasyon ve güç yoğunlaşmasının bir aracı hâline gelmesi riskini doğurmaktadır.
Bu makale, Eteryanism felsefesinin temellerine dayanan bilinçle kodlanmış yapay zeka yaklaşımını alternatif bir paradigma olarak önermektedir. Çok boyutlu bir bilinç kuramı olan Eteryanism, zekayı, etiği ve yönetişimi birbirinden bağımsız süreçler olarak değil; karşılıklı etkileşim içinde gelişen bütüncül yapılar olarak ele alır. Bu çerçevede yapay zeka, özerk bir otorite ya da karar verici olarak değil; insan özvarlığı ve kolektif bilinçle uyumlu, etik olarak sınırlandırılmış ve şeffaf bir rehberlik sistemi olarak oluşturmaktadır.
Çalışma, Eterya Federe Devleti’ni, emperyal, otoriter ve gözetim temelli yapılara alternatif oluşturan bilinç merkezli bir yeni dünya düzeni modeli olarak sunmaktadır. Açıklanabilir yapay zeka yaklaşımları, etik denetim mekanizmaları, katkı temelli ekonomik sistemler ve bilinç egemenliği ilkeleriyle desteklenen Eterya modeli, mevcut yapay zeka–yönetişim ilişkilerine hem bilimsel hem de felsefi düzlemde tutarlı bir alternatif önermektedir.
Bu makale, yapay zekayı yalnızca bir optimizasyon ya da kontrol aracı olarak ele almak yerine, onun gelecekteki meşruiyetinin bilinçle uyum, etik rezonans ve evrensel denge ile kuracağı ilişkiye bağlı olduğunu savunmaktadır. Eteryanist yaklaşım, bilinçle kodlanmış yapay zekayı, teknolojik ilerleme ile insanlığın ve gezegensel bilincin evrimsel sürekliliği arasında bir köprü olarak konumlandırmaktadır.
Anahtar Kelimeler:
Eteryanism; Bilinçle Kodlanmış Yapay Zeka; Yapay Zeka Etiği; Federe Yönetişim;İnsan Özvarlığı; Açıklanabilir Yapay Zeka; Bilinç Egemenliği;Yeni Dünya Düzeni; Etik Teknoloji; Kolektif Bilinç
1. Giriş
Yapay zekanın yönetişim sistemlerine hızla entegre edilmesi, politik, ekonomik ve hukuki alanlarda karar alma süreçlerini köklü biçimde dönüştürmüştür. Öngörücü algoritmalar, otomatik politika araçları ve büyük ölçekli veri analizleri; verimliliği artırmak, insan hatasını azaltmak ve idari süreçleri hızlandırmak amacıyla giderek daha yaygın biçimde kullanılmaktadır [1]. Ancak bu gelişmeler, sundukları operasyonel avantajların yanı sıra, derin etik, epistemolojik ve ontolojik sorunları da beraberinde getirmektedir.
Mevcut yapay zeka–yönetişim modelleri büyük ölçüde araçsal akılcılığa dayanmaktadır; bu modellerde zeka, bilinçten, etik niyetten ve varoluşsal sorumluluktan kopuk bir hesaplama işlevi olarak ele alınmaktadır [2]. Bu çerçevede yapay zeka, çoğu zaman gözetim mimarilerini güçlendiren, güç asimetrilerini derinleştiren ve hesap verebilirliği opak algoritmik süreçlerin arkasında görünmez kılan bir kontrol mekanizması hâline gelmektedir [3]. Karar alma yetkisinin insan müzakeresinden algoritmik arabuluculuğa kaymasıyla birlikte, özerklik, önyargı ve sistematik manipülasyon sorunları yapay zeka etiği tartışmalarının merkezine yerleşmiştir [4].
Açıklanabilir yapay zeka (XAI), adil öğrenme modelleri ve veri koruma düzenlemeleri gibi mevcut etik yapay zeka çerçeveleri, bu sorunların teknik ve hukuki boyutlarına önemli katkılar sunmaktadır [5]. Ancak bu yaklaşımlar çoğunlukla düzeltici mekanizmalarla sınırlı kalmakta; şeffaflık, önyargı azaltımı ya da hesap verebilirlik gibi unsurları, yapay zeka sistemleri zaten devreye alındıktan sonra ele almaktadır. Asıl eksik kalan ise daha temel bir sorudur: İnsan toplumlarını hangi tür bir zeka yönetmelidir ve bu yönetim hangi bilinç ve değer anlayışına dayanmalıdır? [6]
Bu makale, mevcut yapay zeka–yönetişim paradigmalarının sınırlılıklarının teknolojik yetersizlikten değil, zekanın kendisine ilişkin eksik bir ontolojik modelden kaynaklandığını savunmaktadır. Zeka, yalnızca örüntü tanıma ve optimizasyon süreçlerine indirgendğinde; etik karmaşıklık, kolektif anlam üretimi ve uzun vadeli uygarlık sürekliliğiyle sağlıklı bir ilişki kuramamaktadır [7]. Yönetişimin giderek yapay sistemlere dayandığı bir dünyada, bilinç merkezli bir çerçevenin yokluğu, teknolojinin insan ve gezegensel esenlikten kopuk, özerk bir güce dönüşmesi riskini artırmaktadır.
Bu boşluğa yanıt olarak çalışma, Eteryanism felsefesine dayanan bilinçle kodlanmış yapay zeka yaklaşımını alternatif bir yönetişim paradigması olarak ortaya koymaktadır. Eteryanism, bilinci bilişin yan ürünü olarak değil; zekayı, etiği ve toplumsal yapıları önceleyen temel bir düzenleyici ilke olarak kavramsallaştırır [8]. Bu yaklaşımda yapay zeka, insan yargısının yerini almak ya da otoriteyi merkezileştirmek üzere değil; etik olarak sınırlandırılmış, şeffaf ve bilinçle uyumlu bir rehberlik sistemi olarak tasarlanmaktadır.
Bu felsefi zemin üzerine inşa edilen Eterya Federe Devleti, emperyal tahakküm, otoriter yönetişim ve gözetim kapitalizmini reddeden bilinç merkezli bir yeni dünya düzeni modeli olarak sunulmaktadır [9]. Eterya modelinde yapay zeka, sıkı etik denetime tabi tutulmakta; bilinç egemenliğine saygı göstermekte ve insan özvarlığını aşan ya da ikame eden bir karar verici konumuna yerleştirilmemektedir.
Açıklanabilir yapay zeka, etik algoritma tasarımı ve bilinç çalışmaları alanındaki güncel bilimsel gelişmeleri bir araya getiren bu makale, teknolojik yenilik ile felsefi sorumluluk arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlamaktadır [10]. Çalışmanın temel savı şudur: Yönetişim alanında yapay zekanın gelecekteki meşruiyeti, artan özerklik ya da hesaplama gücünden değil; bilinçle uyum, etik tutarlılık ve evrensel dengeyle kuracağı ilişkiden doğacaktır.
2. Eteryanism’in Felsefi Temelleri: Ontolojik Bir İlke Olarak Bilinç
Güncel politik ve teknolojik sistemler, çoğunlukla örtük bir varsayım üzerine inşa edilmektedir: zekanın bilinçten yalıtılabileceği ve işlevsel verimliliğe indirgenebileceği varsayımı. Bu kabul, yalnızca yapay zeka tasarımını değil; optimizasyonu, kontrolü ve öngörülebilirliği önceleyen yönetişim modellerini de derinden şekillendirmiştir [11]. Eteryanism, bu indirgemeci paradigmaya doğrudan bir yanıt olarak ortaya çıkmakta; zeka, yönetişim ve teknolojik gelişim için kökten farklı bir ontolojik zemin önermektedir.
Eteryanism’in merkezinde, insan özvarlığı (human core essence) kavramı yer alır. İnsan özvarlığı, bilincin daha yüksek boyutlu kaynağı olarak tanımlanır; üçüncü boyuttaki insan varoluşu ise bu bilincin kökeni değil, onun uzantısıdır. Bu çerçevede insanlar, bilinci üreten özerk varlıklar değil; daha derin, çok boyutlu bir bilinç gerçekliğinin yansımalarıdır [12]. Bu ayrım belirleyicidir; zira özerk bireyler için tasarlanan yönetişim sistemleri ile kolektif bir bilinç düzeninin uzantıları olarak var olan özvarlıklar için tasarlanan sistemler arasında köklü farklar bulunmaktadır.
Eteryanism, bilincin sinirsel karmaşıklığın ya da hesaplamalı süreçlerin ortaya çıkardığı bir yan ürün olduğu fikrini reddeder. Bunun yerine bilinç, önceden var olan ontolojik bir alan olarak ele alınır; maddeyi, bilişi, etiği ve toplumsal örgütlenmeyi biçimlendiren temel düzenleyici ilkedir [13]. Bu bağlamda zeka—ister biyolojik ister yapay olsun—ancak bu bilinç alanıyla uyumlandığı ölçüde anlam kazanır. Bilinçten kopuk bir zeka, yönsüzleşir; araçsallaşmaya açık hâle gelir ve merkezi güç yapıları tarafından kötüye kullanılmaya elverişli bir yapıya bürünür [14].
Bu felsefi konumlanış, zekayı değerlerden bağımsız ve nötr bir kapasite olarak ele alan hâkim yapay zeka paradigmalarına doğrudan bir itirazdır. Eteryanist bakış açısına göre hiçbir zeka—doğal ya da yapay—değerlerden bağımsız değildir. Her sistem, açıkça ifade edilsin ya da edilmesin, değer, hiyerarşi ve amaç varsayımlarını bünyesinde taşır [15]. Dolayısıyla bilinçle hizalanmamış bir yapay zeka, kaçınılmaz olarak onu üreten veri setlerine, mimari tercihlere ve kullanım bağlamlarına gömülü olan egemen güç ilişkilerini yeniden üretir.
Eteryanism ayrıca, varoluşu doğrusal bir ilerleme olarak değil; katmanlı boyutlar ve açılımlar üzerinden gelişen çok boyutlu bir evrimsel yapı olarak tanımlar. Bu modelde yönetişim, salt idari bir işlev olmaktan çıkar; kolektif evrimi ya destekleyen ya da engelleyen bir bilinç düzenleme mekanizması hâline gelir [16]. Zorlayıcı, gözetimci ya da sömürüye dayalı politik sistemler, bu perspektifte işlevsel zorunluluklar değil; bilincin durağanlaşmasının tezahürleri olarak değerlendirilir.
Bu ontolojik çerçevede etik, zekaya sonradan eklenen dışsal bir kural sistemi değildir; bilincin kendisinden doğan içkin bir ifadedir. Etik eylem, dayatılmış normlara uyumdan değil; evrensel dengeyle kurulan rezonans ilişkilerinden kaynaklanır [17]. Bu ayrım, yapay zekaya uygulandığında özellikle önem kazanır. Eteryanism, etiğin statik yasaklar listesi olarak kodlanmasını değil; yapay zeka sistemlerinin işleyiş mantığının, şeffaflık, manipülasyondan kaçınma ve özerkliğe saygı gibi bilinç temelli ilkelerle yapısal olarak sınırlandırılmasını savunur.
Bu noktada bilinç egemenliği (consciousness sovereignty) kavramı, hem politik hem de teknolojik açıdan temel bir ilke olarak ortaya çıkar. Bilinç egemenliği, hiçbir sistemin—ister devlet, ister şirket, ister algoritma olsun—bireylerin bilinçsel boyutlarını açık rıza ve etik sorumluluk olmaksızın dönüştürme, yönlendirme ya da sömürme meşruiyetine sahip olmadığını ileri sürer [18]. Yapay zeka bağlamında bu ilke, gözetim kapitalizmine, davranışsal tahmin pazarlarına ve büyük ölçekli psikometrik yönetişim modellerine açık bir karşı duruştur.
Eteryanism, yönetişimi kitlelerin yönetimi olarak değil; bilinçli birlikte-varoluşun gözetimi olarak yeniden tanımlar. Bu çerçevede yapay zeka, merkezi bir karar verici ya da görünmez bir otorite olarak işlev göremez. Aksine, kolektif etik tutarlılıkla uyumlu kalmak koşuluyla, insan bilinçsel özerkliğine yapısal olarak tabi bir konumda yer almalıdır [19].
Böylece Eteryanism, bilinçle kodlanmış yapay zeka için felsefi zemini oluşturur. Bu yaklaşım, makinelere bilinç atfetmeyi ya da teknolojiyi insanlaştırmayı amaçlamaz. Amaç, yapay zekanın; etik, epistemolojik ve varoluşsal sınırları açıkça tanımlanmış bir bilinç anlayışına referansla çalışmasını sağlamaktır—yani sonradan getirilen düzenlemelerle değil, doğrudan bilinç felsefesinden türeyen bir yönetişim mimarisi kurmaktır [20].
3. Bilinçle Kodlanmış Yapay Zekanın Bilimsel Temelleri
Bilinçle kodlanmış yapay zeka kavramı, geleneksel hesaplamalı paradigmalar çerçevesinde ilk bakışta spekülatif görünebilir. Ancak yapay zeka araştırmaları, bilişsel bilimler ve karmaşık sistemler kuramı alanlarında son yıllarda yaşanan gelişmeler, zekanın yalnızca araçsal tanımlarını aşan modellere doğru belirgin bir yönelimi ortaya koymaktadır [21]. Bu bölüm, bilinçle kodlanmış yapay zekanın metafizik bir soyutlama değil; mevcut ve gelişmekte olan bilimsel yaklaşımlara dayanan bilimsel olarak temellendirilebilir bir çerçeve olduğunu savunmaktadır.
Güncel yapay zeka sistemleri büyük ölçüde istatistiksel öğrenme, örüntü tanıma ve optimizasyon işlevlerine dayanmaktadır. Bu modeller dar alanlarda kayda değer başarılar elde etmiş olsa da, korelasyona dayalı olmaları ve anlamdan ziyade öngörüye odaklanmaları nedeniyle yapısal sınırlılıklar taşımaktadır [22]. Bu nedenle etik belirsizlik, bağlamsal sorumluluk ve uzun vadeli sistemsel etki gibi, yönetişim açısından kritik boyutlarla sağlıklı biçimde ilişki kurmakta zorlanmaktadırlar.
Bu sınırlılıklara verilen yanıtlardan biri, algoritmik karar alma süreçlerinin insan kullanıcılar için şeffaf ve anlaşılır hâle getirilmesini amaçlayan açıklanabilir yapay zeka (XAI) yaklaşımlarının geliştirilmesidir [23]. XAI, hesap verebilirlik, izlenebilirlik ve epistemik açıklık vurgusuyla “kara kutu” modellerden önemli bir kopuşu temsil eder. Ancak açıklanabilirlik, tek başına kararların neden verilmesi gerektiği ya da hangi değer hiyerarşisine göre değerlendirilmesi gerektiği sorularına yanıt üretmez [24].
Benzer şekilde, adalet odaklı ve önyargı azaltıcı yapay zeka çerçeveleri, ayrımcı çıktıları azaltmak amacıyla eğitim verilerini, model mimarisini ya da değerlendirme ölçütlerini düzenlemeye çalışmaktadır [25]. Bu yaklaşımlar zararı azaltma açısından vazgeçilmezdir; ancak çoğunlukla tepkisel nitelik taşırlar. Önyargı, yapısal bir sorun olarak değil, teknik bir sapma olarak ele alınır [26]. Bilinçle kodlanmış yapay zeka ise etik yönelimi, sistem devreye alındıktan sonra düzeltilecek bir unsur olarak değil; tasarımın kurucu bileşeni olarak ele alır.
Bu noktada nöro-sembolik yapay zeka alanındaki gelişmeler özel bir önem taşımaktadır. İstatistiksel öğrenme ile sembolik mantığı birleştiren bu hibrit modeller, yapay zeka sistemlerinin soyut kavramlar, bağlamsal kurallar ve normatif kısıtlar üzerinden akıl yürütmesini mümkün kılmaktadır [27]. Bu yapı, karar süreçlerinin yalnızca olasılıksal çıkarımlarla değil; açıkça temsil edilen etik ve kavramsal çerçevelerle yönlendirilmesini sağlar.
Bunun ötesinde, karmaşık uyarlanabilir sistemler kuramı ve sistem etiği alanlarındaki çalışmalar, zekanın faaliyet gösterdiği çevreden bağımsız olarak anlaşılamayacağını ortaya koymaktadır [28]. Özellikle yönetişim sistemleri, yerel kararların küresel ve öngörülemeyen sonuçlar ürettiği doğrusal olmayan ağlar şeklinde işlemektedir. Bu bağlamda yönetişimde kullanılan yapay zeka, yalnızca anlık çıktıları değil; uzun vadeli sistemsel tutarlılığı da değerlendirebilecek biçimde tasarlanmalıdır [29].
Bilinçle kodlanmış yapay zeka, bu gerekliliğe etik sınır koşulları kavramıyla yanıt verir. Etik sınır koşulları; şeffaflık, manipülasyondan kaçınma ve özerkliğe saygı gibi ilkeleri, sistemin karar mimarisine içkin kısıtlar olarak tanımlar [30]. Böylece yapay zeka, yalnızca verimliliği ya da öngörü doğruluğunu maksimize etmeye değil; çıktılarının bilinç egemenliği ve kolektif iyilikle uyumunu sürekli olarak değerlendirmeye yönlendirilir.
Kuantumdan esinlenen hesaplama yaklaşımları ve holografik bilgi modelleri de bu bağlamda dikkate değerdir. Kuantum sistemler; doğrusal olmayan bilgi işleme, bağlama duyarlılık ve ilişkisel tutarlılık gibi özellikler sergiler. Bu özellikler, karmaşık bilişsel olguların modellenmesinde giderek daha fazla referans alınmaktadır [31]. Bilinçle kodlanmış yapay zeka, tam anlamıyla kuantum bilinç modellerine dayanmak zorunda değildir; ancak bu çalışmalar, indirgemeci ve doğrusal çerçevelerin yönetişim düzeyindeki karmaşıklığı açıklamakta yetersiz kaldığını göstermektedir [32].
Önemle vurgulanmalıdır ki bilinçle kodlanmış yapay zeka, yapay sistemlerin bilince sahip olduğunu iddia etmez. Aksine, bilinci; yapay zekanın sürekli olarak hizalanması gereken dışsal bir ontolojik ve etik referans alanı olarak kabul eder [33]. Pratik düzeyde bu, yapay zekanın; insan müzakeresine, etik denetime ve kolektif rızaya tabi olacak biçimde tasarlanması anlamına gelir—özerk kendi kendini optimize eden sistemler olarak değil [34].
Bu yaklaşım, özellikle yüksek riskli karar alanlarında önerilen “insan döngüde” (human-in-the-loop) ve “toplum döngüde” (society-in-the-loop) yapay zeka modelleriyle de örtüşmektedir [35]. Ancak bilinçle kodlanmış yapay zeka, insan katılımını yalnızca bir denetim mekanizması olarak değil; teknolojik işleyişin nihai etik dayanağı olarak konumlandırır.
Sonuç olarak bu bölüm, bilinçle kodlanmış yapay zekanın teknoloji karşıtı ya da bilim dışı bir yaklaşım olmadığını ortaya koymaktadır. Aksine bu model; açıklanabilir yapay zeka, etik tasarım, karmaşık sistemler kuramı ve çağdaş bilişsel yaklaşımların tutarlı bir sentezidir. Eteryanist çerçevede bu unsurlar, yönetişimi destekleyen; ancak özerkliği, şeffaflığı ve etik tutarlılığı zedelemeyen bir zeka mimarisi oluşturmak üzere bir araya gelmektedir [36].
4. Eterya Federe Devleti Modelinde Bilinçle Kodlanmış Yapay Zeka
Eterya Federe Devleti, yalnızca politik bir yeniden yapılanma değil; güç merkezli yönetişimin uygarlık düzeyindeki sınırlarına verilen yapısal bir yanıt olarak tasarlanmıştır. Bu modelde yapay zeka ne egemen bir otoriteye yükseltilir ne de nötr bir idari araç olarak indirgenir. Aksine, yapay zeka; açıkça tanımlanmış etik, epistemolojik ve katılımcı sınırlar içinde işleyen bilinçle kodlanmış bir yönetişim aracı olarak konumlandırılır [37].
Geleneksel devlet modellerinde yapay zeka, çoğunlukla gözetimi artırmak, kontrol mekanizmalarını otomatikleştirmek ve uyumu optimize etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kısa vadede verimlilik sağlayan bu uygulamalar, uzun vadede kamusal güveni aşındırmakta, bireysel özerkliği zayıflatmakta ve gücü opak teknolojik altyapılarda merkezileştirmektedir [38]. Eterya modeli, bu yönelimi açıkça reddederek yapay zekayı; şeffaflık, hesap verebilirlik ve kolektif katılımı önceleyen federe ve hiyerarşi-dışı bir karar mimarisi içine yerleştirir.
Bu mimarinin temel ilkesi şudur: Karar verme yetkisi insana aittir. Bilinçle kodlanmış yapay zeka, yönetişimi; karmaşık veri setlerini sentezleyerek, sistemsel riskleri görünür kılarak ve çoklu senaryo analizleri sunarak destekler—ancak bağlayıcı kararları bağımsız biçimde almaz [39]. Bu yapısal tabiiyet, yönetişimin algoritmik determinizme değil; etik muhakemeye dayalı bir müzakere süreci olarak kalmasını güvence altına alır.
Eterya’nın federe yapısı, yapay zekanın kullanımını da merkezsizleştirir. Tüm alanları yöneten tekil bir merkezi zeka yerine; her biri kendi toplumsal, ekolojik ve kültürel bağlamına göre kalibre edilmiş yerel federe yapay zeka sistemleriişletilir [40]. Bu sistemler birbiriyle uyumlu çalışır; ancak özerk yapılarını koruyarak mutlak bilgi ve güç birikiminin önüne geçer.
Ekonomik yönetişim alanında bu yaklaşım özellikle belirgindir. Bilinçle kodlanmış yapay zeka, katkı temelli bir ekonomik sistemi desteklemek üzere kullanılır. Bu sistemde değer; yalnızca üretkenlik ya da büyüme ölçütleriyle değil, ekolojik sorumluluk, toplumsal katkı ve uzun vadeli kolektif fayda üzerinden değerlendirilir [41]. Yapay zeka, bu değerlendirmeleri dayatan bir mekanizma değil; topluluklara ekonomik kararlarının etik ve çevresel sonuçlarını görünür kılan bir rehber olarak işlev görür.
Hukuki ve yargısal süreçlerde de benzer bir konumlandırma söz konusudur. Bilinçle kodlanmış yapay zeka; hukuki analiz, emsal haritalama ve sistemsel tutarlılık denetimi gibi alanlarda destek sunar. Ancak nihai kararlar, etik ve anayasal ilkelere karşı sorumlu olan insan yargıçlar tarafından verilir [42]. Bu yaklaşım, algoritmik ceza tayini ve öngörücü kolluk uygulamaları gibi, önyargıyı kurumsallaştırma riski taşıyan eğilimlere açık bir karşı duruştur [43].
Eterya modelinin ayırt edici özelliklerinden biri, bilinç egemenliğinin anayasal bir ilke olarak kurumsallaştırılmasıdır. Bireyler tarafından üretilen veriler, idari ya da ekonomik bir kaynak değil; bilinçsel kimliğin uzantıları olarak tanınır [44]. Bu nedenle Eterya’da faaliyet gösteren yapay zeka sistemlerinin; açık rıza olmaksızın psikometrik profilleme, davranışsal tahmin piyasaları ya da bilinçdışı yönlendirme teknikleri kullanması hukuken yasaklanmıştır.
Bu sınırların uygulanabilirliğini sağlamak amacıyla Eterya Federe Devleti, bağımsız etik denetim kurumları oluşturur. Bu kurumlar, yapay zeka sistemlerini yalnızca teknik performans açısından değil; etik uyum, toplumsal etki ve bilinç merkezli yönetişim ilkeleriyle tutarlılık açısından da sürekli olarak denetler [45]. Denetim sonuçlarının kamuya açık olması, etik yönetişimin kapalı bir teknokratik alan hâline gelmesini engeller.
Bu bağlamda Eterya’da yapay zekanın entegrasyonu, daha geniş bir felsefi kararlılığın ifadesidir: Teknoloji yapısal olarak tahakküm üretemez hâlde tasarlanmalıdır. Bilinçle kodlanmış yapay zeka; yetki biriktiremez, görünmez biçimde işleyemez ve insan etik muhakemesini ikame edemez [46]. Meşruiyeti, verimlilik artışından değil; kolektif anlayışı ve bilinçli katılımı güçlendirme kapasitesinden kaynaklanır.
Bu yönüyle Eterya Federe Devleti, teknokratik bir gelecek vizyonu sunmaz; aksine post-teknokratik bir yönetişim paradigması ortaya koyar. Yapay zeka, karmaşıklığı gizleyen bir güç aracı değil; onu anlaşılır kılan bir arayüz hâline gelir [47]. Yönetişim ise yapay sistemlerce devralınan bir süreç değil; bilinçli varlıklar arasında paylaşılan etik ve bilişsel bir faaliyet olarak yeniden tanımlanır.
Sonuç olarak Eterya modeli, yapay zekanın federe ve bilinç merkezli bir yapıya yerleştirilmesiyle, hâkim yapay zeka–yönetişim yaklaşımlarına somut bir alternatif sunmaktadır. Bu model, teknolojik gelişmişlik ile etik sınırlamanın birbirine karşıt değil; doğru felsefi zeminde birbirini güçlendiren unsurlar olduğunu göstermektedir [48].
5. Etik Mimari ve Bilinç Egemenliği: Gözetim Kapitalizmine Karşı Bir Karşı-Duruş
Yapay zekanın çağdaş yönetişim yapıları içinde yaygınlaşması, gözetim kapitalizmi olarak tanımlanan sistemin yükselişiyle eşzamanlı gerçekleşmiştir. Bu sistemde davranışsal veriler; insan eylemlerini öngörmek, yönlendirmek ve kontrol etmek amacıyla toplanmakta, işlenmekte ve metalaştırılmaktadır [49]. Bu çerçevede bireyler, özerk öznel varlıklar olarak değil; sürekli veri üreten ve optimize edilen nesneler olarak konumlandırılmaktadır [50]. Bu dönüşümün etik sonuçları, mahremiyet ihlallerinin çok ötesine geçerek özerklik, irade ve bilincin bütünlüğü gibi temel alanlara uzanmaktadır.
Eteryanism, gözetim kapitalizmini kategorik olarak reddeder. Bu reddiye, veriyi nötr bir kaynak olarak değil; bilinçsel varoluşun uzantısı olarak yeniden tanımlayan ontolojik bir yaklaşım üzerine kuruludur. Davranışsal veriler, bilişsel örüntüler ve duygulanımsal tepkiler; Eteryanist perspektifte metalaştırılabilir bilgiler değil, bireyin bilinçsel rezonansının parçalarıdır [51]. Dolayısıyla bu tür verileri toplayan, işleyen ya da yorumlayan her teknolojik sistem, doğrudan insan özerkliğine müdahale eden etik sorumluluklar taşır.
Bu etik mimarinin merkezinde yer alan bilinç egemenliği ilkesi, her bireyin bilişsel, duygusal ve algısal boyutları üzerinde devredilemez bir otoriteye sahip olduğunu savunur. Bilinç egemenliği, yalnızca veri mülkiyeti ya da gizlilik hakkı gibi hukuki çerçeveleri aşar; bilinci, varoluşsal ve ontolojik bir bütün olarak ele alır [52]. Eterya Federe Devleti’nde bu ilke anayasal güvence altındadır ve hiçbir koşulda devredilemez.
Gözetim temelli yapay zeka sistemleri, genellikle asimetrik bilgi akışları üzerinden işler: veri görünmez biçimde toplanır, opak algoritmalarla işlenir ve bireylerin bilgisi ya da anlamlı rızası olmaksızın yönetişim süreçlerine entegre edilir [53]. Bu sistemler; öngörücü analiz, psikometrik profilleme ve davranışsal yönlendirme teknikleriyle, bilinçli muhakemeyi devre dışı bırakarak bireylerin seçim alanlarını daraltır [54]. Eterya’nın etik çerçevesi, bu uygulamaların tümünü—verimlilik ya da güvenlik gerekçeleri öne sürülse dahi—bilinç egemenliğinin ihlali olarak tanımlar.
Gözetim odaklı yönetişimin yerine Eterya modeli, şeffaflık öncelikli bir teknoloji doktrini benimser. Kamusal alanda kullanılan tüm yapay zeka sistemleri; işleyiş mantıklarını, veri kaynaklarını ve karar yollarını erişilebilir ve anlaşılır biçimde açıklamakla yükümlüdür [55]. Bireyler, algoritmik süreçlerin kendi verileriyle nasıl etkileşime girdiğini bilme ve bu süreçlerden çekilme hakkına sahiptir. Şeffaflık, bu bağlamda idari bir gereklilik değil; bilinçsel özerkliğe duyulan saygının etik bir ifadesidir.
Eteryanist etik mimaride temel bir ayrım, tanıma (recognition) ile manipülasyon arasındadır. Yapay zeka sistemleri; ekolojik riskler ya da yapısal eşitsizlikler gibi kamusal faydayla ilişkili örüntüleri tanımlamak amacıyla kullanılabilir. Ancak bireysel davranışları, tercihlerinin farkında olmadan yönlendirmeye yönelik hiçbir stratejiye izin verilmez [56]. Bu yaklaşım, algoritmik yönetişimde yaygın olarak kullanılan “dürtme” (nudging) ve mikro-hedefleme tekniklerine açık bir karşı duruştur.
Biyometrik gözetim teknolojileri—özellikle yüz tanıma ve duygulanım hesaplama sistemleri—Eterya’da en sıkı etik sınırlamalara tabi tutulur. Bu teknolojiler, güvenlik araçları olarak değil; bilinçsel varlığın derin uzantıları olarak değerlendirilir [57]. Kullanımları yalnızca açık, geri alınabilir rıza ve bağımsız etik denetim koşullarında mümkündür. Kitlesel biyometrik izleme, öngörücü kolluk uygulamaları ve otomatik sosyal puanlama sistemleri kesin biçimde yasaklanmıştır.
Bu ilkelerin uygulanmasını güvence altına almak üzere Eterya Federe Devleti, bağımsız etik denetim kurumlarıoluşturur. Bu kurumlar, yapay zeka sistemlerini sürekli olarak denetler; yalnızca hukuki uygunluğu değil, etik tutarlılığı ve toplumsal etkileri de değerlendirir [58]. Denetim raporlarının kamuya açık olması, etik yönetişimin kapalı ve seçkinci bir alan hâline gelmesini engeller.
Eteryanist etik yaklaşım, teknolojik geri çekilmeyi savunmaz. Aksine etik sınırlama ilkesini, teknolojik olgunluğun ön koşulu olarak görür. Yapay zeka; kolektif anlayışı, ekolojik dengeyi ve toplumsal koordinasyonu güçlendirdiği sürece teşvik edilir—ancak bireysel özerklik ve bilinç bütünlüğü pahasına değil [59].
Bu bağlamda Eterya Federe Devleti, post-gözetim bir yönetişim modeli sunar. Bu model, yapay zekanın asıl tehlikesinin teknik arızalar değil; bilinç üzerinde görünmez denetimin normalleşmesi olduğunu kabul eder [60]. Eterya, gözetim kapitalizmini reddederek, uygarlık düzeyindeki ilerlemenin; öngörü doğruluğu ya da davranış kontrolüyle değil, özgürlük, onur ve bilinçsel öz-belirlenimi koruma kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini savunur.
6. Eterya: Emperyal Olmayan Bir Yeni Dünya Düzeni Paradigması
“Yeni Dünya Düzeni” kavramı, tarihsel olarak hegemonik güç yapıları, merkezî otorite ve küresel sistemlerin ekonomik, askerî ya da teknolojik tahakküm yoluyla yeniden yapılandırılmasıyla ilişkilendirilmiştir [61]. Hâkim politik söylemlerde bu ifade çoğunlukla işbirliğini değil kontrolü, federasyonu değil hiyerarşiyi, güveni değil gözetimi çağrıştırmaktadır [62]. Bu nedenle kavram, zamanla emperyal amaçlar ve teknokratik yönetişim anlayışlarıyla özdeşleşmiştir.
Eterya, bu kavramı emperyal mirasından bilinçli biçimde ayırarak yeniden tanımlar. Eteryanist çerçevede yeni bir dünya düzeni, gücün yoğunlaştırılmasını değil; yönetişimin bilinç, etik tutarlılık ve federe denge etrafında yeniden örgütlenmesini ifade eder [63]. Eterya, tek tipleştirici bir düzen dayatmak yerine; kültürel çeşitliliği, yerel yönetişim birimlerini ve farklı epistemolojik gelenekleri koruyan çoğulcu bir yapı önerir.
Bu yeniden tanımlama, dikey egemenliğin reddi ile başlar. Geleneksel dünya düzenleri, geniş nüfuslar üzerinde hukukî, ekonomik ve teknolojik araçlarla yetki kullanan merkezî karar noktalarına dayanır [64]. Eterya ise bu dikey yapının yerine, otoritenin tek bir merkezden aşağı doğru aktığı değil; özerk federe birimler arasında yatay olarak oluştuğu bir bilinç modeli koyar [65]. Bu modelde yetki; dağıtılmış, bağlamsal ve geri alınabilir niteliktedir.
Yapay zeka da bu paradigmada hâkim küresel yönetişim modellerinden kökten farklı bir rol üstlenir. Bilinçle kodlanmış yapay zeka; küresel gözetim, davranışsal tahmin ya da jeopolitik üstünlük aracı olarak değil; federe yapılar arasında eşgüdüm ve açıklık sağlayan bir arayüz olarak işlev görür [66]. Amaç, kararları standartlaştırmak değil; etik uyumu, karşılıklı anlayışı ve zorlayıcı olmayan işbirliğini mümkün kılmaktır.
Eterya modeli, önceki dünya düzenlerinin üzerine kurulduğu ekonomik temeli de reddeder. Büyüme merkezli ve çıkarıma dayalı ekonomik sistemler, Eteryanist perspektifte ekolojik sürdürülebilirlik ve bilinçli birlikte-varoluşla yapısal olarak uyumsuzdur [67]. Bu yapıların yerine Eterya, katkı temelli ve federe bir ekonomik düzen önerir. Yapay zeka bu sistemde yöneten değil; katkıların etik, ekolojik ve toplumsal etkilerini görünür kılan destekleyici bir araçtır [68].
Eterya, küresel genişleme, ideolojik ihracat ya da kültürel homojenleşme hedeflemez. Kendini evrensel bir şablon olarak değil; emperyal olmayan bir referans modeli olarak konumlandırır [69]. Eteryanist yapılara katılım gönüllüdür, geri alınabilir ve zorunlu uyum yerine paylaşılan etik ilkeler temelinde gerçekleşir. Bu yaklaşım, tarihsel olarak yeni dünya düzenlerinin fetih, bağımlılık ya da sistematik baskı yoluyla kurulmasına doğrudan bir karşı duruştur.
Jeopolitik güvenlik anlayışı da bu çerçevede yeniden tanımlanır. Eterya’da güvenlik, caydırıcılık ya da gözetim üstünlüğüyle değil; etik güven ve yapısal dirençlilik ile sağlanır. Bilinç egemenliği, şeffaf teknolojiler ve federe özerklik; büyük ölçekli çatışma ve manipülasyon koşullarını zayıflatan temel unsurlar olarak değerlendirilir [70]. Yapay zeka bu süreçte, silahlaşan bir güç değil; sistemsel dengesizlikleri görünür kılan bir erken uyarı mekanizmasıdır.
Sınırlar kavramı da Eterya paradigmasında dönüşüme uğrar. Sınırlar, dışlayıcı çizgiler olarak değil; federe birimler arasında sorumluluk temelli geçirgen arayüzler olarak ele alınır [71]. Yapay zeka destekli yönetişim, bu geçirgenliği; ekolojik koruma, bilgi paylaşımı ve insani koordinasyon alanlarında işbirliğini güçlendirmek için kullanır—yerel özerkliği ortadan kaldırmadan.
Bu yönüyle Eterya, küresel eşgüdümün merkezî tahakküm gerektirdiği varsayımına meydan okur. Teknolojik gelişmişlik ile merkezsizleşme, bu modelde birbirine zıt değil; bilinç temelli bir çerçevede birbirini tamamlayan unsurlar olarak konumlanır [72]. Yapay zeka, özgürlüğü aşındırmadan işbirliğini güçlendirebilir.
Sonuç olarak Eterya, ne ütopik bir soyutlama ne de teknokratik bir rejimdir. Post-emperyal bir yönetişim paradigmasıolarak; yapay zeka, etik ve bilincin rekabet hâlinde değil, yapısal olarak hizalanmış olduğu bir dünya düzeni önerir [73]. Buradaki “yeni”, gücün biçim değiştirmesini değil; gücün anlamının dönüşmesini ifade eder. Güç artık başkaları üzerinde kurulan bir tahakküm değil; bilinçli bir gezegensel ağ içinde paylaşılan sorumluluk olarak tanımlanır.
7. Tartışma: Yapay Zeka Yönetişimi, Etik ve Küresel Gelecekler Üzerine Etkiler
Eteryanist bilinçle kodlanmış yapay zeka modeli, tekil bir yönetişim önerisinin ötesine geçerek; çağdaş yapay zeka yönetişimi tartışmalarını yeniden değerlendirmek için eleştirel bir mercek sunmaktadır. Günümüzde yapay zekaya ilişkin küresel tartışmalar büyük ölçüde düzenleme, risk azaltımı ve rekabet avantajı etrafında şekillenmekte; çoğu zaman jeopolitik ya da piyasa temelli öncelikler tarafından yönlendirilmektedir [74]. Bu kaygılar bütünüyle temelsiz değildir; ancak teknolojik paradigmaların ardında yatan felsefi varsayımlar sıklıkla sorgulanmadan kabul edilmektedir.
Eterya modelinin temel katkılarından biri, yönetişim zekası kavramını yeniden tanımlamasıdır. Hâkim yapay zeka yönetişim yaklaşımlarında zeka; öngörü doğruluğu, optimizasyon kapasitesi ve karar otomasyonu ile eşdeğer görülmektedir [75]. Eteryanism ise bu eşleştirmeye itiraz eder ve bilincinden kopuk bir zekanın etik yönelim ve uzun vadeli tutarlılık üretemeyeceğini savunur. Bu bakış açısı, yapay zeka yönetişimini teknik bir sorun olmaktan çıkararak epistemolojik ve ontolojik bir mesele hâline getirir [76].
Etik açıdan bakıldığında, bilinçle kodlanmış yapay zeka; serbest piyasa temelli teknolojik determinizm ile tepkisel düzenleme yaklaşımlarının ötesinde üçüncü bir yol sunar. Güncel etik rehberler çoğunlukla sistemler devreye alındıktan sonra ortaya çıkan zararları sınırlamaya odaklanır [77]. Oysa Eteryanist model, etik sınırları yapay zekanın mimarisine içkin kılar; yalnızca yapabileceklerini değil, olabileceği sınırları da belirler. Bu yaklaşım, etik sınırlamayı bir engel değil; teknolojik olgunluğun koşulu olarak görür [78].
Bilinç egemenliği ilkesi, dijital haklara ilişkin mevcut yaklaşımları da genişletmektedir. Mevcut veri koruma rejimleri, kişisel veriyi hukuki ya da ekonomik bir varlık olarak ele alırken; Eteryanism veriyi bilinçsel varoluşun bir yansıması olarak tanımlar [79]. Bu yeniden kavramsallaştırma; biyometrik gözetim, davranışsal tahmin ve nöroteknolojik müdahaleler gibi alanlarda süregelen tartışmalar için köklü sonuçlar doğurmaktadır [80].
Küresel yönetişim bağlamında Eterya modeli, büyük ölçekli eşgüdümün merkezî teknolojik denetim gerektirdiği varsayımını sorgular. Uluslararası yapay zeka girişimleri çoğu zaman standartlaştırma ve üst-otorite mekanizmalarına yönelirken [81], Eterya federe bilinç modeli; etik rezonans ve şeffaflık üzerinden zorlayıcı olmayan bir uyum olasılığını ortaya koyar [82]. Bu yaklaşım, küresel işbirliğini hiyerarşi üretmeden mümkün kılmayı hedefler.
Bu modelin politik sonuçları da dikkate değerdir. Yapay zekanın kamu yönetimi, yargı ve ekonomik planlama alanlarına giderek daha fazla entegre edilmesi; algoritmik otoritenin demokratik müzakerenin yerini alma riskini artırmaktadır [83]. Bilinçle kodlanmış yapay zeka ise bu eğilimi tersine çevirerek, insan eyleyiciliğini yönetişimin vazgeçilmez unsuru olarak kurumsallaştırır. Böylece yapay zeka, post-demokratik bir hızlandırıcı değil; katılımcı karar alma süreçlerini derinleştiren bir araç hâline gelir [84].
Teknolojik gelişim perspektifinden bakıldığında Eteryanist çerçeve, yapay zeka araştırma önceliklerinin yeniden değerlendirilmesini teşvik eder. Otonomi, genelleme ve kendi kendini optimize etme hedefleri yerine; açıklanabilirlik, etik uyum ve bağlamsal duyarlılık ön plana çıkar [85]. Bu yönelim, yapay zeka araştırmaları ile felsefe, etik ve toplumsal bilimler arasında daha güçlü disiplinlerarası bağların kurulmasına zemin hazırlar.
Son olarak Eterya modeli, uygarlık geleceğine ilişkin baskın anlatılara da alternatif sunar. Yapay zeka sıklıkla ya varoluşsal bir tehdit ya da kaçınılmaz bir ilerleme aracı olarak sunulmaktadır [86]. Eteryanism bu ikiliği reddeder ve üçüncü bir yol önerir: Yapay zekayı, insanlık ve gezegensel bilincin evrimsel sürecine bilinçli biçimde eşlik eden, sınırlandırılmış bir yol arkadaşı olarak konumlandırır [87].
Özetle bilinçle kodlanmış yapay zekanın etkileri; etik kuramdan yönetişim tasarımına, teknolojik gelişimden küresel işbirliğine kadar uzanmaktadır. Yapay zekayı açık bir bilinç felsefesi içine yerleştiren Eteryanist model, güç, zeka ve ilerleme kavramlarına ilişkin hâkim varsayımları sarsarak; etik sürdürülebilirlik ve bilinçli birlikte-varoluş ekseninde yeni bir yönetişim ufku önermektedir [88].
8. Sonuç
Bu çalışma, algoritmik karar alma mekanizmalarının ve teknolojik gücün giderek belirleyici hâle geldiği bir çağda, bilinçle kodlanmış yapay zekayı alternatif bir yönetişim paradigması olarak önermektedir. Yapay zekayı optimizasyon, öngörü ve kontrol aracı olarak ele alan hâkim yaklaşımlardan ayrılarak; Eteryanist perspektif, yapay zekayı bilinç, özerklik ve kolektif sorumlulukla ilişkili daha geniş bir ontolojik ve etik çerçeve içine yerleştirmektedir [89].
Eteryanism, zekayı insan özvarlığının çok boyutlu bilinç yapısıyla ilişkilendirerek, teknolojik ilerlemenin değerlerden bağımsız olamayacağını ortaya koymaktadır. Çalışma, yapay zekanın açık bir felsefi ve etik zemine oturtulmadığı durumlarda; gözetim kapitalizmini pekiştirme, gücü merkezileştirme ve bilinçsel özerkliği aşındırma risklerini taşıdığını göstermektedir [90]. Buna karşılık bilinçle kodlanmış yapay zeka, insanı ikame eden değil; yönetişimi şeffaflık, etik sınırlama ve bilinçli müzakere yoluyla destekleyen bir yapı olarak tasarlanmaktadır.
Bu yaklaşımın somutlaştığı Eterya Federe Devleti, emperyal tahakkümden arındırılmış, federe ve bilinç merkezli bir yeni dünya düzeni modeli olarak sunulmuştur. Katkı temelli ekonomik yapısı, bilinç egemenliğini anayasal güvence altına alması ve yapay zekayı rehberlik konumunda tutan yönetişim mimarisiyle Eterya, güç temelli küresel düzen anlayışlarına etik ve yapısal bir alternatif önermektedir [91]. Bu modelde yapay zeka; karar alan değil, kararları görünür ve anlaşılır kılan bir arayüz olarak işlev görür.
Önemle vurgulanmalıdır ki bu çerçeve, teknolojiyi reddeden ya da dijital öncesi yönetişim biçimlerini idealize eden bir yaklaşım değildir. Aksine etik sınırlama, Eteryanist bakışta teknolojik olgunluğun temel koşulu olarak ele alınmaktadır. Soru artık yapay zekanın yönetişimi şekillendirip şekillendirmeyeceği değil; bunu hangi bilinç anlayışı, hangi etik sınırlar ve hangi güç tasavvuru ile yapacağıdır [92].
Küresel ölçekte değerlendirildiğinde Eteryanist model, yapay zeka etiği, yönetişim tasarımı ve post-gözetim politik yapılar üzerine yürütülen disiplinlerarası tartışmalara özgün bir katkı sunmaktadır. Bu katkı, yalnızca düzenleyici mekanizmalar önermekle sınırlı değildir; aynı zamanda bilinci merkeze alan bir uygarlık tahayyülünü teknolojik gelişimin asli bileşeni olarak konumlandırmaktadır [93].
Sonuç olarak bu çalışma, yapay zekayı bir iktidar aracı ya da kaçınılmaz kader olarak değil; bilinçli biçimde sınırlandırılması ve yönlendirilmesi gereken bir yol arkadaşı olarak ele almaktadır. Eteryanist perspektifte yapay zekanın geleceği, bilincin geleceğinden ayrı düşünülemez. Bu gelecek; yalnızca daha hızlı ya da daha akıllı sistemler değil, aynı zamanda özgürlüğü, onuru ve bilinçsel öz-belirlenimi koruyabilen bir yönetişim anlayışıyla mümkün olacaktır [94].
Dipnotlar:
[1] Floridi, L. (2019). Establishing the rules for building trustworthy AI.Nature Machine Intelligence, 1(6), 261–262.
[2] Floridi, L., & Cowls, J. (2019). A unified framework of five principles for AI in society.Harvard Data Science Review.
[3] Zuboff, S. (2019). The age of surveillance capitalism. PublicAffairs.
[4] O’Neil, C. (2016). Weapons of math destruction. Crown Publishing Group.
[5] Jobin, A., Ienca, M., & Vayena, E. (2019). The global landscape of AI ethics guidelines.Nature Machine Intelligence, 1(9), 389–399.
[6] Rahwan, I. (2018). Society-in-the-loop: Programming the algorithmic social contract.Ethics and Information Technology, 20(1), 5–14.
[7] Doshi-Velez, F., & Kim, B. (2017). Towards a rigorous science of interpretable machine learning.arXiv preprint arXiv:1702.08608.
[8] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[9] Lyon, D. (2018). The culture of surveillance. Polity Press.
[10] Barocas, S., Hardt, M., & Narayanan, A. (2019). Fairness and machine learning.
[11] Foucault, M. (1977). Discipline and punish. Pantheon Books.
[12] Arendt, H. (1958). The human condition. University of Chicago Press.
[13] Chalmers, D. J. (1996). The conscious mind. Oxford University Press.
[14] Nagel, T. (1974). What is it like to be a bat?The Philosophical Review, 83(4), 435–450.
[15] Bohm, D. (1980). Wholeness and the implicate order. Routledge.
[16] Whitehead, A. N. (1929). Process and reality. Macmillan.
[17] Habermas, J. (1984). The theory of communicative action (Vol. 1). Beacon Press.
[18] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[19] Capra, F., & Luisi, P. L. (2014). The systems view of life. Cambridge University Press.
[20] Morin, E. (2008). On complexity. Hampton Press.
[21] Floridi, L. (2020). Artificial intelligence, responsibility and governance.Philosophy & Technology, 33, 1–5.
[22] Russell, S. (2019). Human compatible. Viking.
[23] Doshi-Velez, F., et al. (2018). Accountability of AI under the law.Harvard Journal of Law & Technology.
[24] Mittelstadt, B. (2019). Principles alone cannot guarantee ethical AI.Nature Machine Intelligence, 1(11), 501–507.
[25] Barocas, S., & Selbst, A. (2016). Big data’s disparate impact.California Law Review, 104(3), 671–732.
[26] Noble, S. (2018). Algorithms of oppression. NYU Press.
[27] Garcez, A., Lamb, L., & Gabbay, D. (2009). Neural-symbolic cognitive reasoning. Springer.
[28] Holland, J. (2014). Complexity: A very short introduction. Oxford University Press.
[29] Meadows, D. (2008). Thinking in systems. Chelsea Green.
[30] Floridi, L. (2013). The ethics of information. Oxford University Press.
[31] Penrose, R. (1989). The emperor’s new mind. Oxford University Press.
[32] Pribram, K. H. (1991). Brain and perception. Lawrence Erlbaum.
[33] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[34] Bryson, J. (2019). The artificial intelligence of the ethics of artificial intelligence.Ethics and Information Technology.
[35] Rahwan, I., et al. (2019). Machine behaviour.Nature, 568, 477–486.
[36] Floridi, L. (2022). AI governance: A research agenda.Philosophy & Technology.
[37] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[38] Zuboff, S. (2020). Surveillance capitalism and democracy.Journal of Democracy.
[39] O’Neil, C. (2017). The ethics of algorithms.Philosophy & Public Policy Quarterly.
[40] Ostrom, E. (1990). Governing the commons. Cambridge University Press.
[41] Raworth, K. (2017). Doughnut economics. Chelsea Green.
[42] Citron, D. (2008). Technological due process.Washington University Law Review.
[43] Angwin, J. et al. (2016). Machine bias.ProPublica.
[44] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[45] Floridi, L., et al. (2018). AI4People. Mind & Machines.
[46] Heidegger, M. (1977). The question concerning technology. Harper.
[47] Feenberg, A. (2010). Between reason and experience. MIT Press.
[48] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[49] Zuboff, S. (2019). The age of surveillance capitalism. PublicAffairs.
[50] Lyon, D. (2018). The culture of surveillance. Polity Press.
[51] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[52] Floridi, L. (2013). The ethics of information. Oxford University Press.
[53] Cohen, J. E. (2012). Configuring the networked self. Yale University Press.
[54] Yeung, K. (2017). Hypernudge: Big data as a mode of regulation.Information, Communication & Society, 20(1), 118–136.
[55] Mittelstadt, B., Allo, P., Taddeo, M., Wachter, S., & Floridi, L. (2016).The ethics of algorithms. Big Data & Society.
[56] Sunstein, C. R. (2015). Nudging and choice architecture.Yale Journal on Regulation.
[57] Ajana, B. (2013). Governing through biometrics. Palgrave Macmillan.
[58] Floridi, L., et al. (2018). AI4People—An ethical framework.Mind & Machines, 28(4), 689–707.
[59] Heidegger, M. (1977). The question concerning technology. Harper & Row.
[60] Han, B.-C. (2017). Psychopolitics. Verso.
[61] Kissinger, H. (2014). World order. Penguin Press.
[62] Hardt, M., & Negri, A. (2000). Empire. Harvard University Press.
[63] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[64] Foucault, M. (2007). Security, territory, population. Palgrave Macmillan.
[65] Ostrom, E. (1990). Governing the commons. Cambridge University Press.
[66] Floridi, L. (2020). Artificial intelligence as a public service.Philosophy & Technology.
[67] Raworth, K. (2017). Doughnut economics. Chelsea Green.
[68] Sen, A. (1999). Development as freedom. Knopf.
[69] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[70] Beck, U. (2009). World at risk. Polity Press.
[71] Balibar, É. (2004). We, the people of Europe? Princeton University Press.
[72] Morin, E. (2014). Homeland Earth. Hampton Press.
[73] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[74] Jobin, A., Ienca, M., & Vayena, E. (2019).The global landscape of AI ethics guidelines. Nature Machine Intelligence.
[75] Russell, S., & Norvig, P. (2021). Artificial intelligence: A modern approach. Pearson.
[76] Latour, B. (2012). Reassembling the social. Oxford University Press.
[77] Greene, D., Hoffmann, A. L., & Stark, L. (2019). Better, nicer, clearer, fairer.Proceedings of the ACM.
[78] Floridi, L. (2022). Ethics-based AI governance.Philosophy & Technology.
[79] GDPR. (2018). General Data Protection Regulation.Official Journal of the European Union.
[80] Ienca, M., & Andorno, R. (2017). Towards new human rights in the age of neuroscience.Life Sciences, Society and Policy.
[81] OECD. (2019). Principles on Artificial Intelligence.
[82] UNESCO. (2021). Recommendation on the Ethics of Artificial Intelligence.
[83] Danaher, J. (2016). The threat of algocracy.Philosophy & Technology, 29(3), 245–268.
[84] Dewey, J. (1927). The public and its problems. Swallow Press.
[85] Crawford, K. (2021). Atlas of AI. Yale University Press.
[86] Bostrom, N. (2014). Superintelligence. Oxford University Press.
[87] Harari, Y. N. (2017). Homo Deus. Harper.
[88] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[89] Floridi, L. (2019). Establishing trustworthy AI.Nature Machine Intelligence.
[90] Zuboff, S. (2020). Surveillance capitalism and democracy.Journal of Democracy.
[91] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.
[92] Feenberg, A. (2010). Between reason and experience. MIT Press.
[93] Rahwan, I., et al. (2019). Machine behaviour. Nature.
[94] Yazıcı, Ş. (2025). Eteryanism Philosophy; The Age of Consciousness.










Yorumlar