İnsanlık Ölçeğinde Yönetişim
- sehrazat yazici

- 9 Oca
- 2 dakikada okunur
Yaşamı, gezegeni ve ortak geleceğimizi koruyabilmek için küresel güç yapılarının neden dönüşmesi gerektiği

ŞEHRAZAT YAZICI
Bugün dünya, 195 ülkenin siyasal liderleri tarafından yönetiliyor ve bu liderlerin aldığı kararlar yaklaşık 8,1 milyar insanın yaşamını ve gezegenin geleceğini doğrudan etkiliyor. Buna rağmen insanlık, barışı sürdürülebilir kılacak bir düzen kurabilmiş değil. Daha da ağır olan gerçek şudur: 8,1 milyar insan, kendi iradesi dışında, bu liderlerden yalnızca birinin vereceği askerî ya da stratejik bir kararla nükleer ölçekte bir yıkımın öznesi hâline gelebilir. Bu durum artık politik bir tartışma değil, insanlığın karşı karşıya olduğu açık bir varoluş riskidir.
Bu ölçekte bir gücün, bu denli dar karar alanlarında toplanması kabul edilemez. İnsanlık ortaçağ koşullarında yaşamıyor. Bilgi kapalı değil, dünya kopuk değil, sonuçlar belirsiz değil. Yapay zekâ teknolojileriyle risklerin analiz edilebildiği, senaryoların önceden hesaplandığı ve bir kararın gezegenin tamamı üzerindeki etkisinin açıkça görülebildiği bir çağdayız. Buna rağmen, dünya hâlâ birkaç kişinin iradesine bağlı olarak felakete sürüklenebilecek kadar kırılgan bir yönetişim yapısına mahkûm ediliyor.
Hiçbir ülke lideri, temsil ettiği toplumun çıkarlarını gerekçe göstererek başka halkların, gelecek kuşakların ve dünya üzerindeki tüm canlı yaşamın varlığını riske atma hakkına sahip değildir. Egemenlik, gezegensel ölçekte yıkım potansiyeli taşıyan kararlar için sınırsız bir meşruiyet üretmez. Güç küresel sonuçlar doğuruyorsa, sorumluluk da ulusal sınırların çok ötesinde tanımlanmak zorundadır.
Bugün yaşanan krizlerin nedeni insanlığın yetersizliği değil, yönetişim biçimlerinin ilkel kalmış olmasıdır. Siyasal yapılar, nüfusun ve teknolojinin ulaştığı boyutla uyumlu değildir. 8,1 milyar insanın yaşadığı, ekolojik dengelerin geri dönülmez biçimde zorlandığı ve teknolojik kapasitenin benzeri görülmemiş riskler ürettiği bir dünyada, güvenliğin tekil iktidar merkezlerine bırakılması akılcı değil, sorumsuzcadır.
Bu nedenle çözüm, mevcut düzeni küçük reformlarla sürdürmek değildir. Çözüm, yönetişimin ölçeğini insanlığın gerçekliğiyle uyumlu hâle getirmektir. Eterya: Yeni Dünya Düzeni’nde ortaya konulan etik temelli, önleyici ve federatif küresel yönetişim modeli, bir ideal değil; insanlığın geldiği noktada zorunlu hâle gelmiş bir geçiştir. Ortak refah, ortak güvenlik ve ortak sorumluluk artık soyut hedefler değil, gezegensel yaşamın devamı için yerine getirilmesi gereken koşullardır.
Dünya yaşamının korunması, bireysel güç alanlarının insafına bırakılamaz. Gezegen, birkaç liderin karar alanı değildir. İnsanlık bu eşiğe gelmişken artık şunu sormak zorundadır: Bu düzeni sürdürmek gerçekten bir zorunluluk mu, yoksa sadece alışkanlıklarımızın ve çıkar konforumuzun sonucu mu?










Yorumlar